İzmir, sadece bir şehir değildir; bir hissin, bir duruşun, bir yaşam biçiminin adıdır. Sabah denizden gelen hafif iyot kokusuyla uyananların şehridir İzmir. Güne aceleyle değil, sakince başlayan; hayata omuz silkerek değil, tebessümle bakan insanların kentidir.
Bu şehirde yaşam, koşarak değil yürüyerek yaşanır. Kordon’da bir banka oturup dalgaları izlemek, bazen en derin sohbetten daha anlamlıdır. Gün batımında denizin kızıllığına karışan martı sesleri, insana “iyi ki buradayım” dedirtir. İzmir, insana nefes almayı yeniden öğretir.
İzmir’de farklılıklar bir zenginliktir. Kimse kimsenin inancına, düşüncesine, kıyafetine karışmaz. Herkes kendi rüzgârıyla savrulur ama aynı gökyüzünün altında yaşadığını bilir. Belki de bu yüzden İzmir, hoşgörünün en sade hâlidir.
Yaşam burada biraz daha insanca akar. Esnaf selam verirken içtendir, sokaklar samimidir. Çocuklar parkta özgürce koşar, yaşlılar banklarda anılarını dinlendirir. Kimse mükemmel değildir ama herkes gerçektir. İzmir’i güzel yapan da budur.
Bu şehir çok şey anlatır ama asla bağırmaz. Kendini ispat etme derdi yoktur. İzmir, “ben buyum” demekle yetinir. Seversen sarar, sevmezsen de kırmaz. Çünkü İzmir, zorla sevilmek istemez.
Belki de İzmir’i anlatmanın en doğru yolu şudur:
Burada yaşam, insanın kendisi olmasına izin verir.
Abdülkadir Durgut
Gazeteci – Yazar
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ABDÜLKADİR DURGUT
İZMİRDE YAŞAM
İzmir, sadece bir şehir değildir; bir hissin, bir duruşun, bir yaşam biçiminin adıdır. Sabah denizden gelen hafif iyot kokusuyla uyananların şehridir İzmir. Güne aceleyle değil, sakince başlayan; hayata omuz silkerek değil, tebessümle bakan insanların kentidir.
Bu şehirde yaşam, koşarak değil yürüyerek yaşanır. Kordon’da bir banka oturup dalgaları izlemek, bazen en derin sohbetten daha anlamlıdır. Gün batımında denizin kızıllığına karışan martı sesleri, insana “iyi ki buradayım” dedirtir. İzmir, insana nefes almayı yeniden öğretir.
İzmir’de farklılıklar bir zenginliktir. Kimse kimsenin inancına, düşüncesine, kıyafetine karışmaz. Herkes kendi rüzgârıyla savrulur ama aynı gökyüzünün altında yaşadığını bilir. Belki de bu yüzden İzmir, hoşgörünün en sade hâlidir.
Yaşam burada biraz daha insanca akar. Esnaf selam verirken içtendir, sokaklar samimidir. Çocuklar parkta özgürce koşar, yaşlılar banklarda anılarını dinlendirir. Kimse mükemmel değildir ama herkes gerçektir. İzmir’i güzel yapan da budur.
Bu şehir çok şey anlatır ama asla bağırmaz. Kendini ispat etme derdi yoktur. İzmir, “ben buyum” demekle yetinir. Seversen sarar, sevmezsen de kırmaz. Çünkü İzmir, zorla sevilmek istemez.
Belki de İzmir’i anlatmanın en doğru yolu şudur:
Burada yaşam, insanın kendisi olmasına izin verir.
Abdülkadir Durgut
Gazeteci – Yazar